Sessizlikle cezalandırma, bir anlaşmazlıktan sonra eşinizle ya da partnerinizle saatlerce, hatta günlerce konuşmamak; onu görmezden gelerek kırgınlığı göstermektir. Küsmek kısa vadede kendini korumak gibi hissettirse de iki tarafı da yalnız bırakır, sorunu çözmeden erteler ve güveni aşındırır. Bu davranış çoğu zaman pasif agresif davranışın ilişkideki en tanıdık biçimlerinden biridir.
Küsmek ile ara vermek aynı şey mi?
Hayır. Tartışma kızıştığında "Şu an sakin konuşamıyorum, bir saat sonra devam edelim" demek sağlıklı bir moladır. Ara vermenin bir amacı ve bir dönüş zamanı vardır; karşı taraf ne olduğunu bilir.
Sessizlikle cezalandırmada ise durum farklıdır:
- Neye kırgın olunduğu açıkça söylenmez, karşı tarafın tahmin etmesi beklenir.
- Sessizliğin ne zaman biteceği belirsizdir.
- Selam, göz teması, ortak sofra gibi gündelik temaslar da kesilir.
- Sessizlik, karşı taraf özür dileyene ya da geri adım atana kadar sürer.
Örneğin bir çift, akşam yemeğinde akrabalarla ilgili bir konuda tartışıyor olsun. Taraflardan biri "Biraz yürüyüp geleceğim, döndüğümde konuşalım" diyerek çıkarsa bu bir aradır. Aynı kişi hiçbir şey söylemeden odaya kapanır, ertesi gün selam vermez ve iki gün boyunca yalnızca zorunlu cümlelerle konuşursa bu, sessizlikle cezalandırmaya dönüşmüştür.
Yani fark, sessizliğin kendisinde değil, onun bir baskı aracına dönüşüp dönüşmediğindedir.
İnsanlar neden küser?
Küsen kişi çoğu zaman kötü niyetli değildir. Bu davranışın arkasında genellikle şunlar bulunur:
- Öfkeyi ifade edememek: Çatışmanın tehlikeli ya da ayıp sayıldığı bir ailede büyüyen biri, kızgınlığını sözle değil geri çekilerek gösterebilir.
- Taşkınlıktan korunmak: Bazı kişiler konuşursa ağır şeyler söyleyeceğinden korkar ve susmayı tek güvenli yol olarak görür.
- Görülme ihtiyacı: "Ne kadar kırıldığımı ancak böyle anlar" düşüncesi, sessizliği bir mesaja dönüştürür.
- Öğrenilmiş bir kalıp: Çocukken anne ya da babanın küsmesine tanık olan biri, aynı yolu farkında olmadan tekrarlayabilir.
Bu nedenleri anlamak davranışı haklı çıkarmaz; ama "Beni hiç umursamıyor" yorumunun yanında "Kızgınlığını başka türlü gösteremiyor" ihtimalini de görmeyi sağlar. Bu tür döngüler kişilerarası iletişim alanında sık karşılaşılan konulardandır.
Küsmek ilişkiyi neden yıpratır?
Bir kez yaşanan sessizlik çoğu ilişkinin kaldırabileceği bir şeydir. Sorun, bunun tartışmaların olağan sonu hâline gelmesidir.
- Belirsizlik kaygıyı artırır: Sessizliğe maruz kalan taraf neyi yanlış yaptığını, bunun ne kadar süreceğini bilemez. Bu belirsizlik, özellikle kaygılı bağlanma eğilimi olan kişilerde yoğun bir terk edilme korkusunu tetikleyebilir.
- Sorun çözülmez, yalnızca kapanır: Barışma çoğu zaman konu konuşulmadan gerçekleşir. Çözülmeyen mesele bir sonraki tartışmada daha büyük biçimde geri döner.
- Kovalama ve kaçma döngüsü oluşur: Bir taraf konuşmak için ısrar ettikçe diğeri daha çok çekilir; ısrar eden kendini çaresiz, çekilen kendini sıkıştırılmış hisseder.
- Yakınlık azalır: Zamanla iki taraf da birbirine açılmaktan çekinir; "nasılsa küsecek" ya da "nasılsa anlamayacak" düşüncesi mesafeyi kalıcılaştırır.
Sessizliğin altında yatan duygular
Sessizlik dışarıdan soğuk ve mesafeli görünse de içeride çoğu zaman yoğun duygular vardır. Küsen kişi incinmişlik, utanç, çaresizlik ya da "Söylesem de bir şey değişmeyecek" düşüncesinin yarattığı bir yorgunluk taşıyor olabilir. Bazen sessizlik, söze dökülemeyecek kadar büyük görünen bir kırgınlığın tek ifadesidir.
Sessizliğe maruz kalan taraf ise genellikle şunları yaşar:
- Ne yaptığını bulmaya çalışan, olayları zihninde tekrar tekrar dolaştıran bir huzursuzluk.
- Görmezden gelinmenin yarattığı değersizlik hissi. Bu his, kendini değersiz hissetmek ile ilgili eski yaraları da kanatabilir.
- Haksızlığa uğramışlık ve öfke; çoğu zaman bu öfke de dile getirilemez.
- Ortamı yumuşatmak için kendi ihtiyaçlarını bir kenara bırakma eğilimi.
Bu iki deneyim yan yana konduğunda tablo değişir: Ortada çoğu zaman bir "kötü" ve bir "iyi" taraf değil, ikisi de incinmiş ve ikisi de kendini korumaya çalışan iki insan vardır. Döngüyü kırmak için önce bu ortak incinmişliği görmek gerekir.
Eşiniz sizinle konuşmuyorsa ne yapabilirsiniz?
- Kısa ve sakin bir kapı açın: "Bana kırgın olduğunu görüyorum. Hazır olduğunda konuşmak istiyorum." gibi bir cümle, ısrar etmeden ilgi gösterir.
- Kovalamaya geçmeyin: Arka arkaya mesaj atmak, kapı önünde beklemek ya da sürekli özür dilemek çoğu zaman sessizliği uzatır.
- Kendi duygunuzu adlandırın: "Konuşmadığımız zamanlarda kendimi çok yalnız hissediyorum" demek, suçlamaya göre daha kolay duyulur.
- Kendinizi ihmal etmeyin: Bu süreçte yürüyüş yapmak, bir arkadaşla konuşmak ya da günlük rutininizi sürdürmek, kaygının tüm gününüzü kaplamasını önler.
- Sakin bir zamanda kuralları konuşun: Ortalık durulduktan sonra "Tartıştığımızda nasıl ara vereceğiz, ne zaman geri döneceğiz?" sorusunu birlikte cevaplamak işe yarayabilir.
Siz küsen tarafsanız
Bazen bu yazıyı okuyan kişi, sessizliği kullanan taraftır. Bunu fark etmek değerli bir adımdır. Şunları deneyebilirsiniz:
- Konuşamayacak kadar öfkeliyseniz bunu söyleyin ve bir dönüş zamanı verin: "Şu an konuşursam kırıcı olacağım, akşam konuşalım."
- Sessizlikle neyi anlatmaya çalıştığınızı kendinize sorun ve onu tek bir cümleye dökün.
- Özür gelmesini beklemek yerine ihtiyacınızı açıkça isteyin.
- Öfkeyi düzenlemekte zorlanıyorsanız öfke kontrolüyle ilgili yazım size ek fikirler verebilir.
Bu adımlar ilk başta yapay gelebilir. Yıllardır alışılmış bir tepkiyi değiştirmek zaman alır; arada yine sessizliğe çekildiğinizi fark ederseniz bunu bir başarısızlık değil, öğrenme sürecinin parçası olarak görmeye çalışın. Sonrasında "Dün yine sustum, aslında çok kırılmıştım" demek bile onarım için güçlü bir adımdır.
Sessizlik ne zaman kontrol aracına dönüşür?
Sessizlik, karşı tarafı korkutmak, yalnızlaştırmak ya da istediğini yaptırmak için düzenli olarak kullanılıyorsa artık yalnızca bir iletişim sorunu değildir. Sessizliğe tehdit, aşağılama, arkadaş ve aileden uzaklaştırma, para ya da telefon üzerinden denetim eşlik ediyorsa bu durum duygusal istismarın bir parçası olabilir. Böyle bir ilişkide ortak görüşme her zaman uygun olmayabilir; önce sizin güvenliğiniz gelir.
Kendinizi tehlikede hissediyorsanız ALO 183 Sosyal Destek Hattı'nı arayabilir, acil bir durumda 112'ye ulaşabilirsiniz.
Ne zaman destek almak iyi olabilir?
- Küsmeler sıklaşıyor ve her seferinde daha uzun sürüyorsa.
- Tartışmalar hiç konuşulmadan "unutuluyor" ama aynı konular tekrar tekrar dönüyorsa.
- Sessizlik dönemlerinde yoğun kaygı, uykusuzluk ya da kendinizi değersiz hissetme yaşıyorsanız.
- İkiniz de değişmek istiyor ama döngüyü nasıl kıracağınızı bilemiyorsanız.
Çift danışmanlığı, iki tarafın da kendini güvende hissederek konuşabildiği bir alan sunar. Eşiniz katılmak istemese bile bireysel görüşmelerle kendi tepkilerinizi ve sınırlarınızı çalışmak mümkündür. Ayrıntıları hizmetler sayfasında bulabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Küsmek her zaman pasif agresif bir davranış mıdır?
Hayır. Kısa süreli bir geri çekilme, duyguyu toparlamak için doğal bir ihtiyaç olabilir. Sessizlik karşı tarafı cezalandırmak ya da yönlendirmek için kullanıldığında pasif agresif bir nitelik kazanır.
Eşim günlerce konuşmuyor, önce ben mi özür dilemeliyim?
Gerçekten hatalı olduğunuz bir konu varsa özür dilemek değerlidir. Ama her seferinde sessizliği bitirmek için suçu üstlenmek döngüyü güçlendirir. Kırgınlığı kabul edip konuşmaya davet etmek çoğu zaman daha dengeli bir yoldur.
Ara vermek istediğimi nasıl söyleyebilirim?
Ne kadar süreye ihtiyacınız olduğunu ve geri döneceğinizi belirtin: "Yirmi dakika yürüyüp geleceğim, sonra konuşalım." Dönüş zamanı olan bir ara, karşı tarafta terk edilme hissi uyandırmaz.
Bu konuda online görüşme yapılabilir mi?
Evet. Hem bireysel hem de çift görüşmeleri online olarak yürütülebilir; böylece yoğun bir dönemde bile düzenli bir alan ayırmak kolaylaşır.
Küsmelerin ilişkinizde bir alışkanlığa dönüştüğünü düşünüyorsanız, bunu birlikte ele almak için iletişim sayfasından e-posta yoluyla ulaşabilirsiniz.


