Hayır, affetmek zorunda değilsiniz. Affetmek, başkası adına değil, kendi iç yükünüzü hafifletmek için seçebileceğiniz bir süreçtir ve zorlandığında anlamını yitirir. Affetmek; unutmak, olanı haklı çıkarmak ya da ilişkiyi sürdürmek demek değildir. Bazı insanlar affetmeden de öfkenin hayatlarını yönetmesine izin vermeden yollarına devam edebilir.
Affedememek çoğu zaman bastırılmış ya da çözülmemiş bir öfkeyle iç içedir. Öfkeyle nasıl çalıştığımı öfke kontrolü sayfasında anlattım. Bu yazıda “affetmeliyim ama yapamıyorum” düşüncesinin altına, kin tutmanın size neye mal olabileceğine ve affetmenin farklı yollarına bakıyorum.
Affetmek ne değildir?
Affetmekle ilgili yanlış inanışlar, bu süreci olduğundan çok daha zor hale getirebilir. Affetmek şunlar anlamına gelmez:
- Unutmak: Yaşananı hatırlamaya devam edebilirsiniz; affetmek hafızayı silmez.
- Onaylamak: Affetmek, yapılanın kabul edilebilir olduğunu söylemek değildir.
- Barışmak ya da ilişkiyi sürdürmek: Birini affedip onunla görüşmemeyi seçebilirsiniz.
- Güvenmek: Güven, affetmekten ayrı olarak ve davranışlarla yeniden inşa edilir; bazen hiç inşa edilmez.
- Acele etmek: “Artık affetmen lazım” baskısı, süreci çoğu zaman geciktirir.
Çevreden gelen “Geçmişi geride bırak”, “Büyüklük sende kalsın” gibi telkinler iyi niyetli olabilir. Ancak yaşadığınız incinme henüz kabul görmeden yapılan bu çağrılar, çoğu zaman öfkenin bastırılmasına ve kişinin kendini anlaşılmamış hissetmesine yol açar. Affetmek, ancak acı yeterince görüldüğünde ve adlandırıldığında gerçek bir seçenek haline gelebilir.
Neden affedemeyiz?
Affedememek bir kişilik kusuru değildir; çoğu zaman anlaşılır nedenleri vardır:
- Yaşanan haksızlık hiç kabul edilmemiş ya da özür dilenmemişse,
- Zarar hâlâ devam ediyorsa ya da tekrarlanma riski varsa,
- Affetmek, olanı küçümsemek ya da kendinizi yeniden savunmasız bırakmak gibi hissettiriyorsa,
- Öfke, sizi korumak için hâlâ bir işlev görüyorsa,
- Yaşanan şey kimliğinizi, güven duygunuzu ya da hayat planlarınızı derinden sarsmışsa.
Bazen affedememenin altında öfkeden çok kırgınlık ve korku vardır. Öfke dışarıdan güçlü görünür; ama çoğu zaman “Bir daha bu kadar incinmeyeyim” isteğini korur. Affetmeyi düşündüğünüzde içinizde bir direnç hissediyorsanız, bu direncin neyi korumaya çalıştığını sormak yararlı olabilir. Belki henüz güvende hissetmiyorsunuz, belki de yaşadığınız acının hâlâ tanınmasını bekliyorsunuz.
Örneğin aldatılma gibi derin bir güven kırılmasında affetme sorusu çoğu zaman en zor sorulardan biridir. Bu konuyu aldatılma sonrası ne yapmalı yazısında ayrıca ele aldım.
Kin tutmak size neye mal olabilir?
Kin tutmak, kısa vadede kendinizi korumanın bir yolu gibi gelebilir. Ancak uzun süre devam ettiğinde yükün büyük kısmını taşıyan çoğu zaman sizsinizdir:
- Yaşananı zihninizde tekrar tekrar canlandırmak, yani ruminasyon,
- Sürekli tetikte olma, gerginlik ve uyku sorunları,
- Öfkenin ilgisiz kişilere ve durumlara taşması,
- Yeni ilişkilerde güvenmekte zorlanma,
- Hayatın geri kalanının bu olayın gölgesinde kalması.
Kin, çoğu zaman yaşanan haksızlığın bir kanıtı gibi taşınır: “Affedersem olanlar hiç yaşanmamış gibi olur.” Bu yüzden bırakmak, adaletten vazgeçmek gibi hissettirebilir. Oysa yaşananın haksızlık olduğunu bilmek için öfkeyi her gün yeniden yaşamanız gerekmez. Haksızlığı tanımak ile onun hayatınızın merkezinde kalması arasında bir fark vardır.
Uzun süren öfkenin bedenle ilişkisini ve onunla baş etmenin yollarını öfke kontrolü nasıl sağlanır yazısında anlattım.
Affetmeden de barış mümkün mü?
Evet. Bazı kişiler için affetmek doğru ya da mümkün hissettirmez; bu da geçerli bir tercihtir. Affetmek yerine kabulü hedefleyebilirsiniz: Olanın olduğunu, değiştirilemeyeceğini ve size haksızlık yapıldığını kabul edip enerjinizi bugüne ve kendinize yönlendirmek.
Bu yaklaşımda soru “Onu affedebilir miyim?” olmaktan çıkar, “Bu olayın hayatımda ne kadar yer kaplamasına izin vermek istiyorum?” sorusuna dönüşür. Bu noktada kendinizi korumak için sağlıklı sınırlar koymak da önemli bir adımdır.
Örneğin yıllar önce bir aile büyüğünden kırıcı sözler duymuş birini düşünelim. Bu kişi o büyüğü affetmeyi seçmeyebilir; ama aile buluşmalarında ne kadar kalacağına, hangi konuları konuşmaya açık olduğuna kendisi karar vererek geçmişin bugünkü hayatını yönetmesine izin vermeyebilir. Bu, affetmekten farklı ama en az onun kadar değerli bir yoldur.
Affetmeyi düşünüyorsanız: Süreci kolaylaştıran adımlar
- Öfkenizi tanıyın: Affetmek, öfkeyi atlamak değildir. Önce ne kadar incindiğinizi kabul etmeniz gerekir.
- Yaşananı yazın: Ne oldu, sizi en çok ne yaraladı, neye ihtiyaç duydunuz? Yazmak, düşünceleri düzenlemeye yardım eder.
- Kendi ihtiyacınızı belirleyin: Özür mü, kabul mü, mesafe mi, adalet mi? İhtiyacınızı bilmek yolunuzu netleştirir.
- Kişi ile davranışı ayırın: Davranışı onaylamadan karşı tarafın koşullarını ya da sınırlılıklarını anlamaya çalışmak bazı kişilere yardımcı olabilir; ama bu bir zorunluluk değildir.
- Zaman tanıyın: Affetmek bir kararla değil, çoğu zaman bir süreçle gelir ve inişli çıkışlı olabilir.
Affetme süreci düz bir çizgide ilerlemez. Bir gün kendinizi rahatlamış hissedip ertesi gün bir anı, bir koku ya da bir cümleyle öfkenin yeniden canlandığını görebilirsiniz. Bu geri dönüşler sürecin bozulduğu anlamına gelmez. Öfke dalgası geldiğinde onu fark etmek, nefesinizi yavaşlatmak ve kendinize bunun geçmişten gelen bir yankı olduğunu hatırlatmak, dalganın etkisini zamanla azaltabilir.
Affetme meselesi kendinizle ilgiliyse, yani affedemediğiniz kişi sizseniz, pişmanlık duygusu yazısı size daha yakın gelebilir.
Önce güvenlik
Affetmenin bir diğer önemli koşulu güvenliktir. Zarar veren davranış sürüyorsa, “affetmek” çoğu zaman olanın tekrarlanmasına göz yummak anlamına gelebilir. Bu durumda öncelik kendinizi korumak, sınır koymak ve gerekirse ilişkiden uzaklaşmaktır. Affetme sorusu, ancak güvende olduğunuzda gerçekten sizin sorunuz haline gelir.
Eğer sizi inciten kişi hâlâ size zarar veriyorsa, şiddet ya da istismar devam ediyorsa öncelik affetmek değil güvenliğinizdir. Acil bir tehlike varsa 112'yi arayın; şiddete ilişkin destek için ALO 183'e başvurabilirsiniz.
Ne zaman destek almak iyi olabilir?
Şu durumlarda bir psikologla çalışmak yararlı olabilir:
- Yaşadığınız bir haksızlık aylardır, hatta yıllardır zihninizi meşgul ediyorsa,
- Öfkeniz ilişkilerinize, işinize ya da uykunuza taşıyorsa,
- “Affetmeliyim” baskısı sizi daha da yoruyor ve suçlu hissettiriyorsa,
- Yaşananın ardından kimseye güvenemediğinizi fark ediyorsanız.
Öfkenin sizi ya da çevrenizi incittiği durumlarda erken destek almak, sorunun büyümesini önlemeye yardımcı olabilir. Görüşmelerde bu duyguları yargılamadan, kendi hızınızda ve sizi herhangi bir sonuca zorlamadan ele alabilir, affetmek ya da affetmemek konusunda size uygun yolu birlikte arayabiliriz.
Sık sorulan sorular
Affetmezsem kötü bir insan mı olurum?
Hayır. Affetmek bir ahlak sınavı değildir. Affetmemeyi seçmek de, öfkenizle sağlıklı bir şekilde baş ettiğiniz sürece geçerli bir yoldur.
Affettiğim halde neden hâlâ öfke hissediyorum?
Affetmek duyguları bir anda ortadan kaldırmaz. Öfke zaman zaman yeniden yüzeye çıkabilir; bu, affetmenin başarısız olduğu anlamına gelmez.
Özür dilemeyen birini affedebilir miyim?
Evet. Affetmek sizin iç sürecinizdir ve karşı tarafın özrüne bağlı olmak zorunda değildir. Özür beklemek bazen sizi karşı tarafa bağlı tutar; onun davranışını değiştiremeyeceğinizi kabul etmek, sürecin kontrolünü yeniden size verebilir.
Kin tutmak ile sınır koymak aynı şey mi?
Hayır. Sınır koymak kendinizi korur; kin ise çoğu zaman sizi geçmişe bağlı tutar. Affetmeden de sağlıklı sınırlar koyabilirsiniz.
Affetmek, öfke ve kabul üzerine birlikte konuşmak isterseniz iletişim sayfasından bana e-posta ile ulaşabilirsiniz.


